Gözünü camdan ayıramaz hale gelmişti. Sadece yorulduğunu düşünüyordu. İnsanların ondan beklentileri daha da fazlalaşmış, kaldıramayacağı kadar çok yükü sırtına almıştı.
Çok sıradan hayatında, çok sıradan insanlar arasında, sıradan çağın, basit insanıydı. Çok düşünmez, sevmez, dinlemez, mutlu olmazdı. Özellikle 18’inden sonra bu duygular daha da ağır basar hale gelmişti. Hafif uzun ve seyrek saçları 1 ayda bembeyaz hale gelmişti. Rahat nefes alamıyor, rahat konuşamıyordu. Beyaz renkli mor şeritli ilaç kutusu köşede ona öylece bakıyordu.
Artık rahatlamaktan başka hiçbir şey istemiyordu. Ne bir başarı, ne bir sevgi. Hiçbir şey. Tek istediği mutlak özgürlüğe kavuşmaktı.
Camdaki yansımasına doğru yaklaştı. Gökyüzü açık, yıldızlar ışıl ışıldı. Camı açtı ve o tertemiz deniz havasıyla, ciğerlerini ince derisinden belli edene kadar şişirdi. Mutsuz değildi. Sadece yorgundu. Belki de uzun bir boşlukta, sevdiği şeyleri yapmalı, kitap okumalı müzük dinlemeliydi. Çayırlarda denize doğru koşmalı ve yuvarlanmalıydı. Belki de saçlarını kazıtmalı ve yeni şeyler denemeliydi. Uzun uzun dalışlar yapmak iyi gelecekti ona. Emin değildi ama bunları yapmalıydı.
Onu neyin yorduğunu bilmiyordu. Ama çok yorgundu. Hayatında farkında olmadığı şeyler eksik gibiydi. Uzun zamandır kimseyi sevmemişti. Hiç de sevilmemişti. Bu duygular sırtındaki ağırlığı daha da katlıyor, çok ama çok yoruyordu.
Camı denize bakan çok katlı binanın en üst katında yaşıyordu. Her ne kadar ailesi ile yaşamak onu yorsa da odasının manzarası çok güzeldi. Deniz çok olmasa da uzaktı. Ne kadar uzak olsa da ay ve yıldızların denizdeki yansıması çok net şekilde görülebiliyordu.
Göçleri esnasında kaybolmuş balinalar gecenin ışıltısında fark ediliyorlardı. Kıyıya oldukça yakınlardı. Balinaların ardındaki Bakon -Balina konservesi üreten bir firma- gemisi büyük fenerlerini uzaktan görünen ama denizden görünmesi oldukça zor olan bu balinaları bulmak için kullanıyorlardı. Genellikle bulmaları çok uzun sürmezdi.
Biraz biraz cama yaklaştı. Camı açtı ve derin bir nefes aldı. gözlerini balinalardan gökyüzüne çevirdi. Camın eşiğine bastı, ayağa kalktı. Çıplak ayakları mermerin soğukluğundan hemen kızarmıştı. Kollarını yana açtı. Derin bir nefes alıp verdi. Kendini öylece boşluğa bıraktı.
Yere doğru hızla düşerken asla duruşunu bozmadı. Rüzgarın hızıyla kıyafetleri ve beyaz saçı deli gibi dalgalanıyordu. Sonra birden zaman durdu. Havada asılı kaldığını hissetti. Etraf çok sessizdi. Hiçbir şey olmamıştı.
Uçuyordu. İlk önce inanamadı, şaşkınlığından ne yapacağını bilemedi. Kaosun hakim olduğu şehirde çıt çıkmıyordu. Etrafına iyice baktı. Sadece hayvanlar var gibiydi. Sonunda istediği olmuştu. Artık sırtında hiçbir yük hissetmiyordu. Mutlak özgürlüğe kavuşmuştu.
Kuşların ışıl ışıl parladığını gördü. Uçamayacak kadar olanlar bile uçuyordu. Farklı bir boyut olmalıydı burası. Kuşlar kadar kendisi de parlıyordu. Dağlara doğru uçan kuşları takip etti. Kuşlarla beraber uçmak harikaydı. Havada taklalar atıyor, bir ritimle uçuyordu. Uçan şeyler sadece kuşlar değildi. Denizdeki canlılar da uçuyorlardı. Sanki bütün hayvanlar bi anda havalanmışlardı. Balıklar capcanlı ve çok farklı renklere sahiplerdi. Işıldamayan tek şey olağandan garip haldeki şehirdi. Ama her zamanki gibi soluk ve bunaltıcıydı.
Gökyüzünde canlı grupları farklı renklere sahipti. hepsi birbirinden güzeldi ama balinalar bambaşkaydı. Gri ve beyaz gibi bir halleri vardı. Ne renkte oldukları tam belli değildi. Ama daha önce böyle bir şölen görmemişti. Denizde gördüğü balinalar şimdi onunla beraber uçuyordu. Cıvıl cıvıl şarkılarla, amaçsızca, özgürlüğe uçuyorlardı.
Bu boyutta yıldızlar çok farklıydı. Rahatlıkla ulaşılabilirlerdi. Merak etmişti. Kafasını dikti ve hedef aldığı bir yıldıza doğru uçmaya başladı. Atmosfer yoktu. Her yer gökyüzüydü. Buradan çıkılmıyordu. Uzay denen boşluk ortadan kalkmıştı. Her bir adım aşırı zevk ve huzur veriyordu. Hızını artırmadan tadını çıkara çıkara uçmaya devam etti.
Biraz zaman geçmiş yıldızlara iyice yaklaşmıştı. Yaklaştıkça birinin üzerinde garip bir cisim olduğunu fark etti. Bu bir insandı. Pespembe saçları olan, pürüzsüz tenli bir kızdı. Çok etkilenmişti. Daha da yaklaşmıştı. Kız gülümsüyordu. Kendi yaşlarında gibi gözüküyordu. Doymak bilmeyen merakı daha da artmıştı.
Çok yakındı artık. Bunu fark eden kız birden havalandı ve başka bir yıldıza doğru uçmaya başladı. Bu yıldız diğerlerinden çok ama çok farklıydı. Yanan bir hali vardı ve rengi mosmordu. Üzerinde hiçbir şey yoktu. Havada asılı kalmış saf bir sıvı gibiydi.
Kız yıldızın hemen yanında durdu. İstese dokunabilirdi. Sadece onu bekledi.
Bu durumu hiç garipsememişti. Kızın iki adım ötesinde durdu ve bekledi. Kızın bir şeyler anlatmak ister gibi bir hali vardı. Kız elini kaldırdı ve sıvıya yaklaştırdı. Kendisinden de onun yaptıklarını yapmasını istiyordu. Çok belliydi. Ellerini kaldırdı ve kızla beraber birden sıvıya değdirdi.
Kaybolmuşlardı. Yerlerinde sadece soluk ışıldamaları kalmış, biraz zaman sonra onlar da kaybolmuştu. Huzur kaldığı yerden devam ediyordu. Hiçbir şey olmamış gibiydi. Balinaların sesleri sonsuzukta yankılanıyordu.
SON
Yorum bırakın