Selam,
23 yaşında, daha hayatın tadına yeni bakan biri olarak dünyanın çok garip bir yer olduğunu düşünüyorum. Bir gaye olmadan yaşanamayacağını hissediyorum. En azından şu zamana kadar hep bi amaç uğruna uyandım ben. Kısa ve uzun süreçte hep bir hedefim oldu. Hayatı asla rölantide yaşayamadım.
Kendimi bildim bileli mühendis olmak istedim ben. Bunun için lise tercihimi doğru yaptım. Teknik liseye gittim. Mezuna kalmadan direkt üniversiteye geçtim. Liseden gelen birikimler ve çabalarım sayesinde mühendisliği uzatmadan bitirdim. Bundan tam 1 sene önce diplomamı aldım. Sonrasında hemen işimi buldum. İşe alışma süreci ve kendini kanıtlama çabası derken bir baktımki liseden bu yana yıllar geçmiş. İyi bir mühendis miyim bilmiyorum ama iyi olmak için şu zamana kadar çok şey feda ettiğime eminim.
İşi de bir noktada otutturduktan sonra büyük amacımı bir noktada tamamlamıştım. Hayatım heyecansız kalmış, günlerim birbirine benzemeye başlamıştı. Bu bir noktada şükür sebebi bunun da farkındayım. Asla şikayet etmiyorum burda. Sadece arayışımdan bahsediyorum.
Kısacası hep idealdeki o zaman çizgisinde olunması gereken yerde olmuştum şimdiye kadar. “E şimdi ne yapacağım?” “Sıradaki ne?” sorularına yanıt veremez olmuştum. Biraz durup hayata bakınca ideal zaman çizgisinde sıradaki şey evlilikti. Korktuğum veya kaçtığım için değil ancak biraz o ideal zaman çizgisinden uzaklaşmak istedim. Biraz da doğru kişiyi bulamamak idealden itti beni.
Onca şeyden sonra kendimi sarı sitede araba ilanlarına bakarken buldum. Biraz macera dolu ve saçma süreçlerden sonra arabam beni buldu. Çok ama çok uzun süre sonra farklı hissettiren yegane şeydi. 1984 yılında üretilmiş, mühendislik harikası, bal köpüğü bir Mercedes-Benz 190E. 23 senelik hayatımda arabalara bir makina olarak bakan ben koltuğa ilk oturuşumda aşık olmuştum.
Babamın önderliğinde yıllar boyu hor kullanılmış bu güzelliğe bakım yaptım. Araba sürmekten hiç hoşlanmazken her yere bu güzellikle gider olmuştum. Hayat tatlı bir hal almıştı.
Arabama isim koyamadım uzun süre. Ta ki bir bahar akşamı güneşin usul usul battığı, yolda süzüldüğüm o ana kadar. Ahu diyesim geldi o an. İsmi de Ahu oldu. Ahu’yu çok seviyorum ve umarım asla satmak zorunda kalmam.
Alalı 4 ay olmuşken geçtiğimiz pazar yolda bıraktı beni Ahu. 41 senenin hor kullanılmışlığın ve bakımsızlığın getirdiği durumdu bu. Zaten bitik olan elektrik tesisatı, ateşlemede sorun çıkarmıştı. 4 gündür işten eve gelip uyuyana kadar sürekli Ahu ile ilgileniyorum. Ateşleme ile alakalı her şeyini düzelttim ancak hala hayat bulamadı Ahu. Onunla kendim ilgileniyor olmak beni mutlu etse de artık elimden gelen her şeyi yaptığımı düşünüyorum. Kısa sürede işin ehli bir ustaya götüreceğim.
İnsanların hurda dediği arabanın bana hissettirdiklerinden sonra biraz daha büyüdüğümü hissediyorum. Cansız 41 yıllık bir makinanın hissettirdiği bu duygulara anlam veremiyorum. Umarım en kısa sürede yollara beraber dönebiliriz.
Hayatta kendi Ahu’nuzu bulabilmeniz dileği ile














Yorum bırakın